YALNIZ KARANLIK

   Ben bir kuşum gökyüzünde kanatları rüzgarı süpürerek uçan, ya da ben bir yıldızım insanların geceleri görüpte sevgililerine atfettiği, belki de ben rengi gün batımında insanları büyüleyen bir akşam sefasıyım. Ben hala ne olduğunu bilmeyen biriyim aslında. Her gün her yerde farklı bir kimliğe bürünürüm ama yine de ben benim işte. Huyum suyum aynı, zevklerim aynı, nefretlerim aynı. Kalbim hala aynı kişi için çarpıyor mesela ve ben hala rakıyı sek içiyorum. 
    Bir gece vakti şimdi. Tek tük arabalar geçiyor yürüdüğüm karanlık sokaklardan. Sokak lambalarının kör ışıklarında şehrin üzerine çökmüş nemi görebiliyorum. Tozlu asfaltta ayaklarımın nasıl kirlendiğini hissetsem de umrumda bile değil. 

   Gözlerimi Dolunay'dan ayırdığımda evime geldiğimi nihayet görebiliyorum. Kapıdan girmeden derin bir nefes alıyorum. Girmek istediğime emin miyim? İki katlı ama ufak evimde benden ve belki bir kaç sinekten başka hiç kimse yok. Eve girer girmez sokağın tozuyla yıkanmış sandaletlerimi bir köşeye bırakıyorum. Çıplak ayaklarımla beyaz merdivenimi kirleterek tırmanıyorum yukarı. Odama geldiğimde ne açık perdeleri ne de yanan ışığımı umursayarak bir bir atıyorum üstümdeki salaş beyaz tişörtü ve altımdaki eskimiş mavi kotumu. Üzerime aldığım bir havluyla duşun yolunu tutuyorum. Soğuk suyun altında kalan boş tenim adeta savunmasız. Omuzlarımdan başlayarak ayak ucuma kadar inen su damlaları, tenimde yerleşmiş yaralarımın üzerinden geçerken artık bir acı hissetmediğimi farkediyorum. 

   Evim hiç bu kadar boş olmamıştı. Odamda hep bir gürültü, hep bir müzik kulaklarımı doldurmuştu. Hatta gece geç saatlere kadar oturmayı sevmesem bile göz kapaklarım ağırlaşıp düşene kadar ahşap masamın üzerinde çizim yapardım. Şimdilerde kahve lekesi ve kara kalem izleriyle dolu masam bile boş bir şekilde bana bakıyordu. Belki de artık bu şehirden taşınmalıydım. Bir gece vakti aklıma doluşan düşünceler, alkolden ağırlaşan gözlerimle savaşıyordu. En sonunda yenik düşen vücudum bir sonraki günün sabahına uyandığında tüm yalnızlığını ve acılarını unutmuşcasına hayatına devam etmekten başka bir çaresi var mıydı?



Bu blogdaki popüler yayınlar

KALEMİMİN UCUNDA BİR HAYAT

MAVİ BİR RÜYA