SONBAHARIN UĞULTUSU
Kavak yapraklarının birbirine çarparak çıkardığı sesi bilir misin... Bu sonbaharın sesiydi ve sonra kavak çırılçıplak kalıyordu. Yaprakları adeta onu yalnız bırakıyordu kışın soğuk ayazında. Bazen aşklar da aynı olmaz mı... Kalbin tam da ihtiyaç duyduğu o anda çekip gitmez mi... Beklersin, susarsın, bazense gözlerini kapatıp sadece düşünürsün. İçindeki o ses çığlık çığlığa bağırır ama duyulmaz. Kalbin göğsünü yırtıp çıkacaktır ama kimse görmez. Güneş tekrar doğar ama o bir daha gelmez... Sabahın beşiydi, yattığım yerden pencereden dışarıyı izliyordum. Yaşlı kavak ağacı Ekim ayının bir soğuk bir sıcak sabahında savrulup duruyordu bir yandan bir yana. Aslında hava henüz daha karanlıktı. Zaten benim de hiç kalkasım yoktu yataktan. Her haftasonundan biraz daha farklıydı bu sefer. Bir kaçamak yapıp soluğu bir tatil köyünde aldım. Kimseyi tanımadığım, tek başıma geldiğim bu yeri şimdiden çok sevdim. Belki de kimseyi tanımadığım için çok sevdim. Yoksa ıpıssız, sessiz mi sessiz bir...